Kategori: psikiyatrist-istanbul

Sağlıklı Çatışma Yönetimi!

Çatışmalar gerek özel hayatımızda gerekse iş hayatımızın kaçınılmaz bir parçasıdır. Çatışmalar yönetilmeye açık enerji kaynaklarıdır ve iyi yönetilmediğinde psikolojik güvenliğimizi ve ruh sağlığımızı olumsuz yönde etkiler. Çatışmanın konusu aile veya iş ortamında her ne kadar değişse de temelde tek dayanağı bireyler arasındaki farklılıktır. İnsan doğası ve çeşitliliğinden dolayı var olan fikir, çıkarlar, üslup, karakter, kültür, kuşak, algı, cinsiyet, normlar, değerler, inanç, bilgi, öncelikler, hedef, yöntem ve beklentiler gibi farklılıklardan ortaya çıkar.

Çatışma hayatımızda kaçınılmazdır ve sağlıklı yönetildiğinde yıkıcı olmaktan çok yapıcı da olabilir.  Tekniğini bildiğinizde yapıcı olarak ilişkinin korunması, sorunların çözümü ve uzlaşma konusunda üstünlük sağlayabilirsiniz. Çatışma yönetiminde muhakeme gücü önemlidir. Anlaşmazlığa neden olan kaynak iyi gözlemlenir ve analiz edilirse gerekli çözüm tekniği üretilerek bir krize neden olmadan  kolayca kontrol altına alınabilir. Burada temel çatışma kaynakları konu ve muhataplardır. Çatışma yönetimi süresince kişinin duygusal esnekliğe sahip olması tepkilerini kontrol edebiliyor olması işini oldukça kolaylaştıracaktır. Ancak bu seviyede bir kontrol gücü ve duygusal çeviklik ya uzun bir deneyim süreci ile ya da profesyonel olarak alınmış bir psikolojik destek eğitimi ile mümkündür.

 

Aile içerisinde çatışmaları yönetmek mümkün müdür?

Özel hayatta muhataplar eş, ebeveyn, çocuklarımız,  arkadaş veya aile bireylerimiz olabilir ve bu durumda temleden var olan duygusal bağlar söz konusu olduğundan diğer ortam çatışmalarından daha yıpratıcı ve zor olur genelde. Bu durumda konu aile olduğunda daha hassas davranmak ve konuyu daha detaylı muhakeme etmek sağlıklı bir çatışma ve sorunsuz bir uzlaşma sağlamak açısından önemlidir. Dünyada hiçbir ilişki yoktur ki beklenti olmasın. Bu gibi anlaşmazlıklarda çatışma konusunu, beklentilerin ve karşılıklı ihtiyaçları iyi analiz edilmesi, çatışmanın kurulmuş olan nezaket ve güven bağını incitmeyecek şekilde yönetilmesi, ailenin ruh sağlığının zarar görmemesi için oldukça önemlidir. Örneğin, eşinizin arkadaşları veya akrabaları ile daha çok zaman geçirmek istemesi ve sizin buna bir şekilde karşı çıkıyor olmanız. Bu durumda karşılıklı ihtiyacın belirlenmesi ve durumun nezaket ve güveni sarsmadan müzakere edilmesi önemlidir.  Eğer bu durum kontrol edilemiyorsa ve çatışma yıkıcı/zarar verici olmaya başlıyorsa bir aile ve çift psikoterapisi desteği almak oldukça elzemdir. Başvurulan psikiyatri hekimi veya psikolog uzmanlık konusu olarak durumu muhakeme eder.

Psikoterapist aileyi bir bütün olarak ele almakla birlikte her iki bireyi ayrı ayrı inceleyerek kaynakları belirler; çatışmayı çözemez belki ancak gerekli farkındalığı oluşturarak çatışmanın sağlıklı olarak tarafları yıpratmayacak şekilde yönetilmesini sağlar.  Bu desteğin alınması yönetilmemiş çatışmadan dolayı oluşacak diğer sorunları engeller. Zira yönetilmemiş çatışma yok olmaz ancak yön değiştirir. Yani evde sağlıklı olarak yönetilmemiş ve çözümlenmemiş bir çatışma kişinin iş hayatında veya faklı bir ortamda faklı bir tepki biçiminde vuku bulacaktır. Örneğin evde eşiyle tartışmış ancak bir çözüme varılmamış bir anlaşmazlık ertesi gün patronunuzla veya bir iş arkadaşınızla sebepsiz yere basit bir konudan dolayı tartışmanıza neden olabilir. Aynı şekilde iş yerinizde patronunuzla veya iş arkadaşınızla yaşadığınız ve yönetilememiş bir çatışma evde çocuğunuza yersiz yere azarlamanıza ya da trafikte tanımadığınız biriyle münakaşa etmenize sebep olabilir.

Özel ilişkilerin olmazsa olmaz unsurları güven, ilgi ve nezakettir. Güven tüm ilişkilerde olduğu gibi aile, eş ve arkadaşlık ilişkilerinde taşıyıcı kolondur. Nezaket ilişkiyi sağlıklı tutar, ilgi ise ileriye götürür ve ilişkininin dinamiğini belirler.

 

 

Peki ya iş hayatımda çatışma ve anlaşmazlıkları nasıl yönetirim?

İş hayatındaki çatışma faktörleri işin içeriğinden veya sektörden bağımsız ve suni olarak bilinçli bir şekilde konumlandırılmışdır. Zira şirketler ve kurumlar gelişmek ve kalkınmak için çatışmalardan beslenirler. Hangi sektör olursa olsun iş ortamı ve organizasyon tasarımı bunu temel alarak kurgulanır.  İş hayatındaki sağlıklı çatışma tekniği ise proaktif davranarak hazırlık yapmak ve iletişim yöntemleri geliştirmektir. Bunu doksan dakikalık bir futbol maçına benzetebiliriz. Nasıl musabakadan önce  karşı takım ve takımın  oyuncuları tek tek analiz edilir ve ona göre strateji belirlenirse iş hayatımızdaki iletişim ve çatışma yöntemlerimizi de bu şekilde kurgulamamız gerekir.

İletişimde en kolay çözülebilecek faktör fiziksel engellerdir. Her zaman tüm iş arkadaşlarınıza erişilebilir olduğunuzda bu ortadan kalkacaktır. Psikolojik engeller fiziksel engellere nazaran kontrol edilmesi daha güçtür. Birinin size ön yargısı olmadan doğrudan iletişime geçebilmesini sağlamak kolay sağlanabilen bir özellik değildir. Özellikle yargısız ve dürüst bir geri bildirimin henüz normalleşmediği kültürümüzde bu oldukça güçtür. Bu gibi iletişim sorunları, bireysel veya kariyer çıkarlar iş hayatındaki çatışma kaynaklarının en temel unsurlarıdır.

Çatışmada kişilerin rolleri kişilik tiplerine ve deneyimlerine göre belirlenir. Çatışma konusu, kaynağı ve ölçülmüş riske göre taraflardan biri kaçınmacı, iş birlikçi, kabullenen veya rekabetçi olabilir.  Konu ve ortam ne olursa olsun en üst katmanda herzaman içinde yaşanılan toplum kültürü vardır. Monokronik toplumlarda proaktif(temkinli) yaklaşım vardır ve önceden planlı olduğundan müzakerelere/çatışmalara hazırlıklıdırlar. Tepkileri daha profesyonel ve çözümcüdür. Psikolojik olarak esneklerdir ve çatışmalar yıpratıcı değil aksine yapıcıdır. Örneğin, Almanya veya İngiltere.  Polikronik toplumlarda ise reaktif (tepkisel) davranış söz konusudur. Yani ön hazırlık olmadan olay anında hazırlıksız yakalandıklarından çatışmayı yönetemezler ve duygusal karşılık kaçınılmazdır. Bu duruma alışmış bireyler o anda doğru tepkiyi veremediklerinden olay geçtikten sonra aksiyon alırlar. Yönetilememiş çatışmadan  dolayı iş ve özel yaşamları arasında bu tepkiler rol değiştirerek ortaya çıkar ve yıpratıcı olur.

Çatışma yönetimi kaynağı veya ortamı nasıl olursa olsun öncelikle kaynağı ve muhatabı tespit edilmelidir. Çatışmaya konu olan muhatapları tespit ve analiz ederek uygun çatışma yöntemine (kabullenen, kaçınmacı, iş birlikçi veya rekabetçi) karar vermektir. Belki kendinize aşağıdaki soruları sorarak çatışma sürecinde duruşunuzu, yönteminizi ve amacınızı doğru bir şekilde belirleyerek  anlık tepkilerinizi kontrol edebilir ve yönetebilirsiniz.

Gerçekten konu nedir?

Konu sizin için ne kadar önemli?

Çatışmaya dâhil olan ve sonucundan etkilenecek kişiler kim?

Bu kişi(ler) ile olan ilişkim ne kadar önemli?

Karşınızdaki insanı kaybetmemek konu üzerinden elde edeceğiniz çıkarlarınızdan daha mı önemli?

Çatışmadan kaçınırsam ne kaybederim?

Kazanırsam elime ne geçecek?

İş birliği yapmak diğer durumlara göre ne kazandıracak?

Bunu çözebilecek yeteri kadar sürem var mı?

Hangi Durumlarda ve Ne Zaman Psikoterapiste Gidilir?

Günlük hayatımızda çevremizle etkileşim içerisinde inişli çıkışlı ruh halleri ve değişken duygu durumları yaşamamız hayatın bir parçası olarak  olmazsa olmazdır. Ancak bazı durumlarda kişinin kendi içinde,  yakınları veya çevresi ile çözemediği ve desteğe ihtiyaç duyduğu durumlar söz konusu olur. Psikoterapi işte tam olarak insanın  desteğe ihtiyaç duyduğu özellikle bu tür zamanlarda alınması gereken temel sağlık hizmetidir.  Psikolog veya psikiyatrist olan bir psikoterapi uzmanına gitmek için belirli ölçütler veya kriterler bulunmadığından kişi bu ihtiyacını kendisi tespit edebilmelidir. Ancak birçok insan ruh sağlığı hizmetleri konusunda bilgi sahibi olmadığından veya çevresel olumsuz ön yargılardan dolayı hizmet almaktan uzaklaşır. Hâlbuki çoğu faklı kültürlerde günlük hayatı veya iyi olma halini etkileyecek bir sıkıntı olmasa dahi belirli zamanlarda danışmanlık almak diğer branşlarda olduğu gibi oldukça normal bir olaydır.  Bu tutum malesef gelişmekte olan toplumlarda gözlenmekte ancak zamanla kabullenilmesi ile kırılmaktadır. Ülkemizde de artık bu ön yargılar kırılmaya başlandığının ve toplum ruh sağlığının önemsendiğinin gözlemlenmesi sevindiricidir.

Süreç kişi kendi farkındalığı veya çevresi tarafından yönlendirilmesi ile sorunların varlığının farkına varması ve içerisinden çıkamadığı zorlantılı durumu çözme isteği ile başlar.

Örneğin,

  • Günlük aktivite ve yükümlülüklerinizi yerine getiremediğinizde,
  • Kendi kendinize yardım etmek istediğiniz halde artık çaresiz hissediyorsanız,
  • İş yerinde veya özel hayatınızda sürekli kaygılı ve tükenmiş hissediyorsanız,
  • İçinde bulunduğunuz sıkıntılı durumu çözmek için alkol veya uyuşturuculara yöneldiyseniz,
  • Dört haftayı aşkın şekilde korku, endişe veya depresyon yaşıyorsanız,
  • Uzun süreli olarak sosyal ilişkilerinizi terk ettiyseniz,
  • Aile, iş veya diğer sosyal ortamlarda sürekli yıkıcı çatışmalar yaşıyor ve öfkeleniyorsanız
  • Fiziksel bir sorun olmamasına rağmen uzun süreli ağrı, sürekli halsizlik, uyku bozuklukları, cinsel isteksizlik gibi sorunlar yaşıyorsanız bir ruh sağlığı uzmanına derhal başvurmanızda fayda vardır.

 

Sorunun kaynağını nasıl tespit ederim?

Danışanlar genellikle içinde bulundukları sıkıntılı durumun sonuçları üzerinden değerlendirirler ve sorunun kaynağını çoğu zaman tespit etmekte zorlanırlar. Örneğin,  ‘’kendimi uzun zamandır çaresiz ve bitkin hissediyorum’’, ‘’içinde bulunduğum durum sonsuza kadar sürecekmiş gibi hissediyorum’’, ‘’sürekli kötü bir olay olacakmış endişesi yaşıyorum’’ gibi şikâyetler ile başvururlar.

Danışanın başvurduğu dönemdeki sorunlardan yola çıkarak genel değerlendirme ve terapistin deneyimsel olarak belirlediği ekoller/yöntemler aracılığı ile kök nedenlere inilir. Ancak hernekadar güncel sorunlardan yola çıkılsa da sorunun kök nedenlerinin oluşum hikayesine göre kişinin geçmişte bir olay ya da bir süreç nedeniyle geliştirdiği çarpık düşünce veya uyumsuz duygu davranışlarını da tespit edilebilir. Yani tıpkı vücutta oluşan fiziksel bir ağrı gibi kişi sıkıntıyı fark eder ancak sıkıntıya neden olan temel sebeplerin ne olduğunu belirlemekte yetersiz kalır. İşte bu huzursuzluk halinde destek ihtiyacını anlayarak bir psikoterapiste başvurması gerekir.

İlk adımı nasıl atarım?

Kişinin kendisine aşağıdaki bazı soruları sorması ve aldığı cevaba göre ihtiyacını fark etmesi yeterli olacaktır. Sonra tek yapması gereken iyi bir hizmet alabileceği konusunda deneyimli bir ekiple çalışmaktır.

  • Olmam gerekenden daha fazla mı endişeliyim? Sürekli kendim ve çevrem için kaygılı mıyım?
  • Yaşadığım/yaşayacağım değişiklik huzurumu bozuyor mu?
  • Yaşadığım/yaşayacağım değişiklik benim ve hayatım ile ilgili neyi tehdit ediyor?
  • Kendimi çok değişmiş hissediyorum! Kendimi tanıyamıyorum!
  • Yerli yersiz endişeleniyor ve uzun süreli korku hissi yaşıyor muyum?
  • Uyku düzenim bozuk mu? Falza ya da az mı uyuyorum?
  • Sık sık işten izin mi alıyorum? Çalışamaz raporu mu alıyorum?
  • Özel hayatımda günlük işlerimi oldukça zorlanarak mı yapıyorum?
  • İş hayatımda günlük işlerimi yaparken motivasyonumun tükendiği oluyor mu?
  • İş yerimde sorumluluklarımı yerine getirmekte zorlanıyor muyum? Sık sık çaresizlik hissi yaşıyor muyum?
  • Girdiğim müzakerelerde öfkeleniyor muyum?
  • Sürekli çatışma halindeyim ve bu beni yoruyor mu?
  • Çevremde derdimi anlatacağım kimse var mı? Yanlızlık acısı çekiyor muyum?
  • Yaşadığım her durumu kendime dert ediyor ve endişeleniyor muyum?
  • Aile ve çevre ilişkilerinde sağlıklı ilişkiler yürütemediğim oluyor mu?

Bu sorular ve bunların dışında kişinin kendi ile ilgili normal olmayan durumu tespit etmesi ile başlar.

Peki Psikoloğa mı yoksa Psikiyatriste mi gitmeliyim?

Ruh sağlı hizmetleri temelde, tıp doktoru unvanına sahip bir psikiyatri hekimi, aile hekimi, psikolog/klinik psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve danışmanlarını kapsayan bir ekip çalışmasıdır. Teşhis ve tedavi planlamasında ve yürütülen tedavinin değerlendirilmesinde her zaman ekibe dâhil olan psikiyatri hekiminden destek ve onay alınması gerekir. Danışmanlık alınacak merkezin beraber çalıştığı ve tüm danışanlar için destek aldığı bir psikiyatri hekiminin olması psikoterapi sürecinin uygunluğu ve etkililiği açısından oldukça önemlidir. Psikoterapi bu konusunda eğitim almış bir psikolog/klinik psikolog, psikiyatrist ve psikolojik temelli sorunun çözümü için başvuran danışan, birey, aile, çift veya guruplar arasındaki iş birliği ve ekip çalışması ile ancak en verimli halini bulmaktadır.

 

Belirgin bir ruhsal sıkıntım olmasa da destek alabilir miyim?

Değişim insan hayatı için olmazsa olmazdır. Özellikle içinde bulunduğumuz çağda gelişen teknoloji, kültürel evrimleşmeler ve nesil geçişleri ile ivmelenerek artan değişim rüzgârı karşısında daha sağlam ve esnek durabilmek için belirli aralıklarla koruyucu amaçlı psikolojik eğitim almak önemlidir. Gerek özel hayat gerekse psikolojik güvenlik ortamının yeterli kalitede sağlanamadığı iş hayatlarında olsun bireysel koçluk ve destekleyici eğitim amaçlı olarak psikoterapi alması, kişinin özgüven ve uyum kabiliyetini artırarak hayat kalitesini yükseltici yani diğer bir değişle koruyucu bir kalkan oluşturmasını sağlar.  En azından ne zaman ve hangi konuda yardım almasını bilmesi gibi danışan için önemli bir yeti kazandırabilir.

psikiyatrist istanbul

Ruhsal Sorunların Çözümü İçin Psikiyatrist

Ruhsal Sorunlar için Psikiyatrist İstanbul

Psikiyatristler, kişilerin ruhsal ve psikolojik sorunlarına çözüm getiren hekimlerdir. (Psikiyatrist İstanbul) Yapılan bir araştırmaya göre ruhsal çöküntüler farklı sebeplerden dolayı ortaya çıkmaktadır. Bu sebeplerin her biri kişilerde farklı ruhsal çöküntülere neden olmakta ve bu ruhsal problemler zamanla kişilerin beden sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Bu durum üzerine yapılan pek çok bilimsel araştırma da bu teoriyi doğrulamıştır. Bu nedenle, kişilerde gözlemlenen ruhsal problemleri uzman bir psikiyatrist tarafından tedavi edilerek, kişilerin beden ve ruh sağlığı koruma altına alınmalıdır. Uzmanlar çoğu kez ruhsal sorunları bir zincire benzetmektedir.

Her bir zincir beden ve ruh sağlığında bir halkayı etkileyerek, vücut yapısında bozulmalara neden olmaktadır. Bu konuda önemli olan uzman bir psikiyatrist bularak, teşhis ve tedaviye yönelik bir süreç içerisine girmektir. Psikiyatrist Istanbul başta olmak üzere devlet ya da özel kurumlarda birçok ilde görev alan  uzmanlar yer almaktadır.

Ruhsal Sorunlar Nasıl Bedensel Sorunlara Dönüşür?

Her hastada ruhsal çöküntüye sebep olan psikolojik problemler farklılık gösterir. Bazı ruhsal problemler zaman içerisinde kişinin iradesi üzerine yok edilebilse de bazı ruhsal çöküntüler uzman desteğine ihtiyaç duymaktadır. Özellikle kişinin ruh sağlığına uygun uzman istanbulda psikiyatrist gibi büyük şehirlerde rahatlıkla bulunabilir. Zaman içerisinde ruhsal problemlerin tedavi edilmemesi beden sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Özellikle, bağışıklık sisteminin zayıflamasına hatta çökme noktasına getiren bu problemler var olan hastalıkların ilerlemesine neden olurken, sağlıklı bir bireyin de birtakım fiziksel rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir.

Bağışıklık sisteminin etkili olduğu tüm hastalıklarda ruhsal problemler hem psikolojik hem de bedensel olarak kişilerin daha yorgun ve daha halsiz hissetmelerine neden olmaktadır. Yapılan araştırmalara göre özellikle kalp ve damar rahatsızlıklarının çoğunun ruhsal problemlere dayandığı belirlenmiştir. Bu nedenle, ruhsal problemler mutlaka uzman desteği alınarak çözüme ulaştırılmalıdır.

Ruhsal Problemlerde Psikiyatristin Görevi

Her ruhsal problem kişiyi hem farklı şekilde etkilemekte hem de zamanla çözülmez sorunlara neden olmaktadır. Bu yüzden bir psikiyatristin başlıca görevi öncelikle kişinin ruh sağlığının problemden ne kadar etkilendiğini belirlemektir. Ülkemizde genel olarak ruhsal problemlerin çözümü olarak doğrudan ilaç tedavisine başvurulmaktadır. Genellikle anti depresan ilaçları ile tedaviye başlanmaktadır. Fakat kişinin ruhsal problemi için kişinin bu problemden ne kadar etkilendiği, ne derece zarar gördüğü ve problemin ana nedeni belirlenmelidir.

Bazı ruhsal çöküntüler kısa ve etkili bir tedavi yöntemi ile de giderilebilir. Bu yüzden doğrudan ilaç tedavisine başlamak gereksiz olabilmektedir. Burada psikiyatristin ne kadar ehil olduğu önemlidir. İyi uzman bir psikiyatrist hastanın ihtiyaç duyduğu tedavi yöntemini en iyi şekilde belirleyerek, doğru yöntemlerin kullanılmasını sağlayacaktır. Bu şekilde uzman bir psikiyatrist hem kişinin ruhsal problemine çözüm getirecek hem de kişiye uygun tedavi yönteminin belirlenmesini sağlayacaktır.

psikiyatrist istanbul

İletişim

psikolog kadıköy

Psikologların Görev Tanımı

Psikologların Görev Tanımı – Psikolog Kadıköy

Psikoloji çok eski bir bilim dalı olmasına rağmen son 100 yıl içerisinde modern haline kavuşmuştur. Önceleri tek tip bir ruhsal bunalım tanımlaması vardı. Onun da adı histeri idi. Gelişen akılcı çözümler ve psikolojik gereçler ile birlikte bugün birçok hastalık doğru teşhis ve tanımlama ile gerçek tedavi yollarına kanalize olmuştur. ( psikolog kadıköy )

Psikolog ile Psikiyatri Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?

Tarihi süreçlerde birbirine en çok karıştırılan iki ana bilim dalı psikoloji ile psikiyatri olmuştur. Bu iki ayrı meslek dalında iki temel fark söz konusudur. Bunlardan ilki alınan eğitim tipinde yatmaktadır. Psikoloji dalında uzmanlaşmak isteyen kişiler üniversitelerin fen – edebiyat fakültelerinden psikoloji bölümlerinden mezun olarak 4 yıllık eğitimin sonunda mesleklerini icra edebilmektedir. Ancak uzman veya klinik psikolog olarak daha profesyonel düzeyde hizmet sunmak için en azından yüksek lisans derecesi elde etmeleri gerekir. Diğer taraftan psikiyatri aynı zamanda tıp bilgisi de içermesi açısından daha kapsamlı bir alan olduğu için temelde 6 yıllık tıp eğitimini gerektirmektedir. Aynı zamanda ek olarak 4 yıllık olarak psikiyatri alanında eğitim görülmelidir.

Temel farklardan bir diğeri ise yetki alanları ile ilgilidir. Bir psikologun ilaç yazma ve yazılan ilaçlara müdahale etme gibi bir yetkisi bulunmamaktadır. Ancak sözlü olarak terapi yöntemlerini kullanarak hastalarını dinleme ve onlara psikolojik telkinlerde bulunma gibi meslek yöntemleri mevcuttur.

Psikologların Görev Tanımı Nedir?

Psikolog, ruhsal ve sinirsel hastalıkların öncelikle tanımlanmasında, daha sonrasında ise teşhis ve tedavi yöntemlerini terapi yöntemleri kullanarak uygulaması görev tanımını oluşturmaktadır. Örneğin uykusuzluk sıkıntısının nedeni fiziksel ya da psikolojik olabilir. Bir psikologun görevi bu uykusuzluk rahatsızlığının kaynağına inmektir. Eğer sorun gerçekten psikolojik ise bunun özünü oluşturan nedenlerin bulunması ve imhası söz konusu olmaktadır. Ancak fiziksel ise psikologun görevi hastayı ilgili tıp doktorlarına göndermek ve yönlendirmek olmalıdır. Aynı zamanda bir psikologun gerekli gördüğü takdirde hastasını psikiyatri kliniklerine sevk etme gibi bir yetkisi ve görev tanımı da mevcuttur.

Psikologların Uygulama Alanları Nelerdir?

Psikologların uygulama alanlarının başında psikoterapi gelmektedir. Psikoterapi teknikleri Avusturyalı doktor Sigmund Freud tarafından ortaya atılmış ve günümüze kadar gelişim göstermiştir. Hastanın profesyonel bir şekilde dinlenmesi ve bilinçaltına inilmesi suretiyle saklı olan korkularının, kaygılarının ve endişelerinin bulunması yöntemine dayanmaktadır.

Psikoterapi Yönteminin Amaçları Nedir?

Psikoterapi iki ayrı kelimenin birleşmesinden oluşmuştur. Psikolojik terapi manasına gelmektedir. Kendi iç dengesinin ve çevre ile uyumunun bozulduğu hastalarda yoğunluklu olarak uygulanmaktadır. Psikoterapinin yegane amacı yüzeyde bulunan rahatsızlıkların daha ileri noktalara taşınmasına engel olmak ve bilinçaltı olarak tabir edilen psikolojik katmandaki sorunların çözümüne odaklanmaktadır. Asla bir Polyannacılık olarak ele alınmamalıdır. Seans sayısı ve süreleri tamamen hastanın durumuna ve ihtiyaç duyduğu taleplere göre belirlenmektedir. Psikoterapinin yetmediği ve ihtiyaçları karşılamadığı durumlarda ise psikiyatri tedavi yollarına başvurulmalıdır.

psikolog kadıköy, psikolog, kadıköy

Ana Sayfa

 

psikiyatrist bağdat caddesi

Depresyonda mısınız?

Depresyondamısınız? – Psikiyatrist Bağdat Caddesi

Kendinizi aşağıdaki durumlar açısından değerlendirdiğinizde;

 

1-Çökkün duygudurum günün çoğunda ve hemen her gün mevcutsa kolayca gözleriniz doluyor ve ağlamaklı oluyorsanız

2-Faliyetlerinize karşı ilgi azalması veya haz duymama hali günün çoğunda, hemen her gün sürüyorsa

3-Perhiz yapmadan anlamlı derecede kilo verdiyseniz yada tam tersi kilo alımı vücut ağırlığınızın %5’den fazla olacak şekilde değişim olmuşsa

4- Hemen hergün uykusuzluk veya çok uyuma isteğiniz varsa

5-Hemen hergün güçsüzleşme ve yavaşlama hissiniz varsa

6-Hemen hergün değersizlik veya güçsüzlük hissiniz varsa

7-Dikkasizlik veya konsantrasyon bozukluğu varsa

8-Tekrarlayan ölüm düşüncesi,belli bir planı olmayan tekrarlayan intihar düşüncesi

Bu bulgulardan beş veya daha fazlası aynı iki haftalık dönemde sizde mevcutsa bir uzmana başvurmanız gerekebilir. ( Psikiyatrist bağdat caddesi )

Depresyon problemleri özellikle yetişkinlerde genel olarak ruhsal bir sorun olarak ortaya çıksa da ileri zamanlarda durum fiziksel açıdan da geri dönüşü olmayan bir yola girmesine neden olabilmektedir. Bu durum özellikle de yaşanan çaresizlik ve bunalım ile birlikte birtakım düşünsel gelişmelerin ortaya çıkmasına ve hatta kendini cezalandırma gibi sonuçlarda meydana getirebilmektedir. Bu nedenle ilk yapılması gereken, kişi kendinde bu tür depresif etkiler gördüğü zaman mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından destek alması önem taşımaktadır. Psikiyatrist Bağdat caddesi.

Çocuklarda ve gençlerde depresyon belirtileri

Çocuklarda ve gençlerde depresyonun ortak belirtileri ve semptomları yetişkinlerinkine benzer, ancak bazı farklılıklar olabilir.

Küçük çocuklarda depresyon belirtileri arasında hüzün, sinirlilik, sersemlik, endişe, ağrı ve ağrı, okula gitmeyi reddetme veya az kilo sayılabilir.
Gençlerde belirtiler arasında, üzüntü, sinirlilik, olumsuz ve değersiz hissetme, öfke, kötü performans ya da okula devamsızlık, yanlış anlaşılan ve aşırı duyarlı olma, eğlence amaçlı uyuşturucu ya da alkol kullanma, yemek yeme ya da uyku çok fazla, kendine zarar verme, ilgi kaybı sayılabilir. normal aktivitelerde ve sosyal etkileşimden kaçınma.

Yaşlı erişkinlerde depresyon belirtileri

Depresyon yaşlı büyümenin normal bir parçası değildir ve asla hafif çekilmemelidir. Ne yazık ki, depresyon genellikle yaşlı erişkinlerde teşhis edilmez ve tedavi edilmez ve yardım istemeye isteksiz olabilirler. Psikiyatrist Bağdat Caddesi. Depresyon belirtileri, aşağıdaki gibi yaşlı yetişkinlerde farklı veya daha az belirgin olabilir:

  • Bellek zorlukları veya kişilik değişiklikleri
  • Fiziksel ağrı veya ağrı
  • Yorgunluk, iştahsızlık, uyku sorunları ya da cinsel ilişkiye girme kaybı – tıbbi bir durum ya da ilaca bağlı değildir
  • Çoğunlukla evde kalmak istiyor, sosyalleşmek veya yeni şeyler yapmaktan ziyade
  • Özellikle yaşlı erkeklerde intihar düşüncesi veya duyguları
psikiyatrist bağdat caddesi

Depresyon Nedir?

Ana Sayfa