Blog

Makaleler

deprem ve kaygı

Deprem Gerçeği İle Yaşarken Kaygıyı Yönetmek

Anksiyete yönetimi

Psikolojide ‘anksiyete’ olarak bilinen, insan varoluşunun ve hayatta kalma dürtüsünün temel bir bileşeni olan kaygı mekanizması çağlar boyunca var olan ancak sonraki nesillere form değiştirerek aktarılan bir korunma sistemidir. Kaygı halk içerisinde her ne kadar bir psikolojik sorun olarak algılansa da teknik olarak potansiyel bir tehlikeye karşı koruyucu önlem almamız veya var olan bir tehlikeye karşı vücudu hızlı bir şekilde fiziksel olarak hazırlayarak meydan okumaya hazır hale getiren otomatik bir koruyucu mekanizmadır.

Anksiyete ve fiziksel etkisi

Kaygı ile birlikte vücudumuzda bir çok biyolojik olay meydana gelir. Beynimizin amigdala bölgesi uyarılarak nefes alış veriş ve kalp atış hızımızı artırılır, kaslara daha fazla oksijen gitmesi sağlanarak tehlikeli duruma fiziksel hazırlanmasını sağlar. İlk çağlarda yırtıcı bir hayvandan veya tehlikeli bir doğa olayından kaçmak ve hayatta kalmak için geliştirilmiş bu doğal dürtü günümüz çağında gelişmiş toplumlarda iş ve özel hayatımızda ki gündelik endişelerle çok sık tetiklenir.  Bugün iş yerimizde patronumuzun bize verdiği bir işi veya projeyi yetiştirememe veya taksiti gelen ev kredimizi ödeyememe, iş kaybı, sağlık endişesi, ekonomik endişeler gibi sanal tehlike faktörleri ile tetiklenir.

İnsanlar kendi inançları ve değerleri doğrultusunda iç dünyasında yarattığı, gelecek ile alakalı gerçekleşmemiş bu tür sanal korkular ve endişeler ile yaşarlar. Bu faktörler her ne kadar bir deprem veya doğa olaylarından yaşanabilecek ölüm korkusu ile aynı derecede kaybetme riski kaygı seviyesi oluşturmasa da beynimizde ve vücudumuzda aynı fiziksel etkileri tetiklemekte ve uzun süreli kaygı hali oluşturduğundan insan vücuduna ve sağlığına zarar verecek boyuta gelmektedir. O halde farkındalığımızı artırarak kaygı faktörlerin insanın kendi iç dünyasında oluşturduğu sanal kaygı tetikleyicileri ve dış çevreden kaynaklanan doğa olayları, deprem ve afet gibi gerçek kaygı tetikleyicileri olarak ayırt edebilmemiz gerekir.

Anskiyete Bozukluğu ve Deprem

Anksiyete bozukluğu ise bu tür kaygı faktörlerinin artması, uzun süreli ve şiddetli hissedilmesi  durumunda ortaya çıkan bir psikolojik sorundur. Uzun süreli kaygı bozukluklarının ani tetiklenen panik atak durumuna çevirmesi söz konusudur. Kaygı bozukluğu ve panik atak gibi psikolojik sorunları önlememizin tek yolu sanal ve gerçek kaygı faktörlerimizi ayrıştırabilmek ve sanal olanları hayatımızdan çıkarmaktır.

Deprem bir doğa olayıdır ve deprem kuşağı üzerinde yaşadığımız gerçeğini pek değiştiremeyeceğimizden ancak  tedbirleri alabiliriz. Evimizi sağlamlaştırarak veya daha güvenli bir bölgeye taşınarak gerekli koruyucu önlemleri alabiliriz.  Sonuç olarak doğa olaylarından kaynaklanan yani dış kaynaklı kaygı faktörleri ile yaşamayı öğrenmeli ancak günlük hayatımızdaki ve etki alanımız içerisindeki diğer unsurları elimine ederek  kaygı bozukluğuna neden olan aşırı kaygı yüklenmesini engelleyebilir ve sürdürülebilir bir ruh haline sahip olabiliriz.  Eğer siz veya aileniz kaygı yönetimini yapmakta zorlanıyorsanız profesyonel bir ruh sağlığı uzmanı tarafından destek almalı. Sizin veya ailenizin ruh sağlığını etkileyen tüm kaygı faktörlerini analiz ederek ve kendinizi eğiterek önlem almanız tavsiye edilir.

Kaygı Bozukluğu