Blog

Makaleler

Korona virus psikolojik etkileri Alen Psikoloji

Pandemi ve Post-Pandemi Döneminde Sürdürülebilir Psikoloji

Yeni tip koronavirüs (COVID-19) pandemisinin tüm dünyada yarattığı fiziksel etkilerine hepimiz şahit olduk. Doğal afetler içerisinde neredeyse en geniş kitlelere zarar veren veya yok eden bu biyolojik afet fiziksel etkilerinin yanı sıra psikolojik ve davranışsal sorunlara da yol açmakta. Bu derece ciddi bir küresel salgının fiziksel etkilerinin yanında bireyin psikolojisi üstündeki etkilerini, hem özel hayatında hem de iş hayatında bu etkiler ile başa çıkmak için gerekli psikolojik dayanıklılığı artırma yöntemlerinden bahsetmeye çalışacağız bu makalemizde.

Pandemi ve belirsizliği anlamak

2019 yılının sonlarında Çin’in Wuhan kentinde başlayan ve Türkiye’ye ve diğer ülkelere yayılmasına hiç ihtimal vermezken bir kaç ay içerisinde tüm dünyayı kasıp kavuran bu salgın hayatın doğal akışı içerisinde ne derece bir belirsizlik ortamında yaşadığımızın göstergesi. Bilim ve teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun veya hayatımız her ne kadar planlı ve yolunda olursa olsun beklenmedik olaylar veya gelişmelerle karşılaşmamız hayatın akışının bir parçasıdır. Zira her şeyin kusursuz, düzenli ve tahmin edilebilir olduğu bir ortamda acı, kaygı, neşe, mutluluk üzüntü gibi hayata anlam veren duygularımızda olmazdı.

Normal hayatta salgın veya bunun gibi gerçek bir yaşamsal tehdit olmasa bile ailemiz, sağlığımız, kariyerimiz, ekonomik durumumuz gibi bir çok konuda beynimiz yakın geleceğe dair tüm olumsuz ihtimalleri tarar ve  belirli miktarda kaygıyı normal olarak oluşturur. Bu ilkel olarak hayatımızı ve türümüzü sürdürmek; modern zamanda ise statüyü ve iyi olma halini sürdürebilmek, olası riskleri ortadan kaldırmak amacıyla evrimsel sürecimiz boyunca geliştirilmiş koruyucu bir mekanizmadır. Ancak bu durum koronavirüs salgını gibi yaşamsal bir tehdit oluşturduğunda, minimum düzeyde olan bu kaygı miktarı artar ve uzun süreli olarak var olduğunda ruhsal sorunları da beraberinde getirebilir.

Dostoyevski’nin dediği gibi ” Belirsizlik, en kötü ihtimalden daha acı vericiydi…”

 

Uzun süren kaygı, korku ve stresin bireylerin psikolojisi üzerindeki olumsuz etkileri

İçinden geçtiğimiz ve yaşam tehdidi oluşturan bu süreçte hepimizin şahit olduğu gibi kaygı ve korku farkettiğimiz veya farketmediğimiz pek çok davranış değişikliğine neden olabiliyor. Özellikle bu koronavirüs pandemi sürecinde gözlemlediğimiz  stoklama, sürekli haber alma, hastalanmaktan korkmak gibi endişelerin yanında gerekli koşullar sağlanamadığında iş gücünü sürdürememek, geçimini sağlayamamak, okulunu bitirememek gibi pek çok kaygı faktörü bir arada kişinin aşırı kaygı yüklemelerine ve ciddi ruhsal sorunlara neden olabilmektedir.  Kaygı ve stress düzeyi hangi seviyede olursa olsun uzun süreli olarak maruz kalındığında ve başa çıkılamadığında beraberinde endişe, karamsarlık, çaresizlik gibi depresyon belirtileri getirebilir.

Salgının diğer bir olumsuz etkisi koronavirüsün bulaş yoluyla aktarılması ve bunun sosyal izolasyona neden olmasıyla günlük yaşamda kısıtlanmalar ve yalnızlaşmaların olmasıdır. Bu durumda içe kapanma, sosyal olarak kendini yeteri kadar gerçekleştirememesi gibi sorunlardan dolayı davranış bozukluğu ve psikolojik reaksiyonların tetiklenmesine veya geliştirilmesine neden olabilir.

 

Pandemi ve pandemi sonrası iş hayatı

Son zamanlarda içerisinden geçtiğimiz Covid-19 pandemi sürecinde her ne kadar sağlık ve diğer hizmet çalışanlarımız fedakar bir şekilde görevlerini sahada sürdürebilseler de Türkiye’deki kamu ve özel kuruluşlarda çalışan özellikle beyaz yaka olarak tabir edilen ofis çalışanlarının  %96 ‘ sının evden çalışmaya geçtiğini bildirmiştir. Küresel bir pandemi krizi ile gelen bu ani değişimde ve yavaş yavaş ofislere ve yeni normal hayata dönmeye başladığımız post-pandemi sürecinde öncelikli olarak bireylerin ve yakınlarının psikolojik güvenliğini sağlamak kamu ve özel kuruluşların önceliği olmuştur. Böyle bir süreçte evde karantina altında sosyal izolasyonu sağlayarak aynı zamanda iş hayatındaki performansı sürdürebilmek bir çok kişi için ilk etapta zor olsa da bir süre sonra benimsenerek başarılı bir şekilde uygulanmış görünüyor. Tabi bunu yaparken iş ve özel hayat dengesinin sağlanabilmesi, çocuklar için eğitim görevinin ebeveynlerin üstlenmesi gibi zorlukların olması bu durumun kimi aileler için uzun süreçte fiziksel ve psikolojik olarak olmasına neden olmuştur.

Evden çalışmanın her ne kadar trafikten kaçınma, uyku süresinin artması, beslenme, işe odaklanabilme gibi olumlu yanları olsa da bir çok firma uzun süreli izolasyon ve yalnızlaşmadan dolayı takım performansı, ekip dayanışması ve ayrıca yaratıcılık gibi konularda olumsuz geri bildirimlerde de bulunmuşlardır.  Bu nedenle tüm kurum ve özel kuruluşlar için ticari faaliyetleri ve iş devamlılığını sağlayabilmek, çalışanlarının psikolojik dayanıklılığını ve farkındalığını artırmak adına koruyucu psikolojik destek hizmeti sağlayabilmeleri çalışanların otonom bir şekilde kendi duygu ve düşüncelerini incelemeleri ve davranışlarını kontrol altına almaları konusunda son derece faydalı olacaktır.

Bu tarz bir koruyucu psikoterapi hizmeti sağlanırken aşağıdaki süreçleri izlenmesi ve terapinin kapsayıcı olması önemlidir.

  • Bireysel psikoterapi ile mevcut sorunları kişiye özel birebir seanslar ile tespit etmek ve pandemi öncesi veya pandemi sürecinde bireysel psikoterapi aktiviteleri kapsamında çözüme kavuşturmak.
  • Pandemi sürecinin psikolojik etkileri açısından öncelikle kişinin bireysel farkındalığı ölçmek ve bireyin kendisi/ailesini koruması için gerekli azami bilgiyi edinmesini sağlamak.
  • Post-pandemi sürecinin iş ve özel yaşamda olası psikolojik reaksiyonları özelinde psikolojik güvenlik güvenlik altyapısını oluşturabilmek amacıyla koruyucu eğitim sağlamak.

Koronavirüs pandemi sürecinde ve sonrasında yeni normal düzende belirli bir miktarda olsa uzaktan çalışma hayatının benimseneceği gerçeği ile  uzaktan iletişimin ve etkileşimin, bireysel sorumluluğun, güvenin önemi artacak; bu tarz koşullara uyumlu, dayanıklı, adaptasyon yeteneği güçlü bireyle iş mülakatlarında öne çıkacaktır.

 

Ruh sağlığı kalkanı olarak farkındalığı ve dayanıklılığı arttırmak

Hepimiz biliyoruz ki insanoğlunun çözemeyeceği bir sorun yoktur ve bu konuda da aşısının bulunarak Koronavirüsün ve buna bağlı gelişen psikolojik etkilerin hayatımızdan çıkacağı günlerde olacaktır. Bu aşamaya gelene kadar biz bireysel olarak bağışıklık sistemimizi düşünüp koruduğumuz gibi ruhsal dengemizi de korumamız ve bu olumsuz duygularla sağlıklı bir şekilde başa çıkmayı öğrenmemiz gerekmektedir. Rutinlere geri dönmek, yeni hobiler keşfetmek, yalnız olmadığımızı hissettirecek kişiler ile online da olsa iletişimde olmak ruh halimizi dengelememize yardımcı olacaktır.

Bu süreçte kendimizi tanımak hangi duygu ve düşüncelerin kaygı ve korku mekanizmamızı tetiklediğini bilmemiz gerekir. Böylece hem sosyal hayatımızda hem de iş hayatımızdaki olası zorluklar ile daha kolay baş ederek ve davranışlarımızı kontrol altına alarak en az zararla bu süreci atlatmış olacağız. Ama unutulmaması gereken en önemli gerçek bir sonraki krize hazırlıklı olmamız gerektiğidir. Bunun küresel çapta bir salgın, şiddetli bir deprem, ülkemizle alakalı bir kriz veya ailemizle alakalı bir sorun olmasının bir önemi yok, sorun ne olursa olsun vücudumuzda çalışacak kaygı ve stres mekanizmalarının aynı olacağını ve ne kadar hazırlıklı ve dayanıklı olursak o kadar az zararla atlatacağımızı, belki biraz esneyeceğimizi ancak kırılmayacağımızı bilmemiz gerekir.

 

Biz Kimiz?

Online Terapi